”Kıyamet senaryoları” huzursuzluk yaratıyor

17 Aralık 2012 Pazartesi yazildi.


”Kıyamet senaryoları” huzursuzluk yaratıyor
Anadolu Üniversitesi (AÜ) Yer ve Uzay  Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Alper Çabuk, 21 Aralık’ta dünyanın yok  olacağı iddiaları ve bununmedya kuruluşlarında yer buluyor olmasının kamuoyunda  huzursuzluk yarattığını belirterek, ”Çarpışma için daha önce mayıs 2003  tarihiileri sürülmüştü. Bu kez de 21 Aralık 2012 tarihi belirlendi. Bunlar itibar  edilmemesi gereken şeylerdir” dedi.
 
Prof. Dr. Çabuk, yaptığı açıklamada, 21 Aralık 2012  tarihinin sadece sayıların benzerliği nedeniyle güzel bir tarih olduğunu ifade  ederek, buna başka bir anlam yüklemeye çalışmanın anlamsız olduğunu kaydetti.
 
 Maya Takvimi’ne inanan binlerce kişinin, Sümerler tarafından bulunduğu  öne sürülen Nibiru adlı sözde bir gezegenin 21 Aralık 2012’de dünyaya çarpacağı  öngörüsüne inandığını iddia eden Prof. Dr. Çabuk, şöyle konuştu:
 
”Ancak ne Nibura gezegeni, ne de Mayaların öngörülerine ilişkin hiçbir  bilimsel veri yok. 21 Aralık’ta dünyanın yok olacağı iddiaları ve bunun medya  kuruluşlarında yer buluyor olması kamuoyunda huzursuzluk yaratıyor. Geçtiğimiz  günlerde NASA da, Maya takvimi, gezegenlerin sıralanması ve Niburu gezegeni gibi  konularla ilgili sorulara dair açıklama yaptı. Çarpışma için daha önce mayıs 2003  tarihi ileri sürülmüştü. Bu kez de 21 Aralık 2012 tarihi belirlendi. Bunlar  itibar edilmemesi gereken şeylerdir. NASA’nın internet üzerinden yaptığı  açıklamalarında, iddia edilen Nibiru gezegeni ve dünyaya çarpacağı ile ilgili  hiçbir veri yok. Böyle bir şeyin olabilmesi için gezegenin rotasının uzay  gözlemeleriyle en az 10 yıl öncesinden tespit edilmiş olması gerekiyor.”
 
         
”Türkiye’nin her bölgesi iklim değişikliklerinden etkilenecek”
         
Prof. Dr. Çabuk, insan yaşamına en büyük tehdidin, yine insanların  kalkınma çabaları içinde dünyaya ve doğaya verdiği zarar olduğuna işaret ederek,  kalkınma ve buna bağlı ortaya çıkan çevre sorunların yol açtığı küresel ısınmanın  etkilerini artarak gösterdiğini bildirdi.
 
Her geçen gün fırtına ve kasırga gibi meteorolojik olaylara bağlı  afetlerin yaşam alanlarımıza önemli düzeyde zarar verdiğini anlatan Prof. Dr.  Çabuk, şöyle devam etti:
 
”Ülkemizde de son günlerde çok görülmeye başlayan doğal afetler sonucu  can ve mal kayıpları büyük ölçüde iklim değişikliklerine bağlıdır. Bu gibi  olaylar önümüzdeki yıllarda giderek artacak. Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda  karşı karşıya kalacağı en önemli afetler, en az depremler kadar önemli olan  meteorolojik olaylara bağlı ortaya çıkacak. Türkiye’nin her bölgesi iklim  değişikliklerinden farklı şekillerde etkilenecek. Bazı bölgeler aşırı yağış  altında yaşam alanlarını ve tarım topraklarını kaybederken, bazı bölgelerimizde  ise ortaya çıkacak kuraklıklara bağlı erozyon ve çölleşme görülecek. Tüm bunlar  6306 sayılı Afet Riskleri Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Kanunu ile  başlatılan kentsel dönüşüm sürecinde dikkate alınması gereken en önemli afet  riskleridir.”
         
 ”Beslenme ve barınma insanların temel gereksinimleridir”
         
Prof. Dr. Çabuk, iklim değişikliklerine bağlı olarak ortaya çıkabilecek  tarım arazilerindeki sorunlar, susuzluk, tarım topraklarının kaybı gibi konuların  acilen dikkate alınması gerektiğine işaret ederek, ”Beslenme ve barınma  insanların temel gereksinimleridir. Ancak hiç dikkate alınmasa da beslenme  gereksinimi, barınmadan doğal olarak önceliklidir. Bugüne kadar kentleşme  sürecinde hep beslenme yerine barınma öncelikli kentsel gelişimler ortaya  konuldu. Bu kapsamda ovalarda, tarım topraklarında gelişen kentlerimizin önemli 
çoğunluğu hem depremler tarafından, hem seller tarafından tehdit edildi. Diğer  taraftan tarım topraklarına, su havzalarına zarar verildiğinden, beslenme  gereksinimimiz göz ardı edildi” diye konuştu.
 
Depremlerin ve sellerin doğaya ve insanlara yaşam veren, doğanın  çeşitlenmesini sağlayan güzel doğa olayları olduğuna değinen Prof. Dr. Çabuk,  ”Bunları, doğaya yanlış yaklaşımımızla, yaptığımız yanlış ve çarpık  kentleşmeyle, yanlış sanayileşmeyle, kötü inşaatlarla biz afete çeviriyoruz”  dedi.
 
Prof. Dr. Çabuk, insanların 21 Aralık 2012 beklentilerinde olduğu gibi  bilimsel hiçbir dayanağına olmayan dünyanın sonu iddialarına itibar etmek yerine,  geçtiğimiz her gün yaşadığımız giderek artan seller, fırtına hasarları, dünyanın  dört bir köşesinde bozulan çevreleri yüzünden açlık, temiz su kaynaklarının  olmaması nedeniyle ölen insanlar gibi somut göstergelerin ışığında yaşam  çevrelerini korumaları gerektiğini de sözlerine ekledi.

0 yorum: